İSG’de Yazılım Yatırımı Neden Her Kurumda Aynı Şekilde Başarılı Olmaz?

Türkiye’de İSG yazılımlarına olan ilgi artarken, aynı teknolojinin neden farklı şirketlerde farklı sonuçlar ürettiği üzerine bir analiz.

E
EGEROBOT Ekibi
17 Aralık 2019
Yükleniyor...

İSG’de Yazılım Yatırımı Neden Her Kurumda Aynı Şekilde Başarılı Olmaz?

İSG’de Yazılım Yatırımı Neden Her Kurumda Aynı Şekilde Başarılı Olmaz?
İSG’de Yazılım Yatırımı Neden Her Kurumda Aynı Şekilde Başarılı Olmaz?

Dijital Dönüşüm Talebi ve Saha Gerçekleri

Türkiye’de İSG yazılımlarına yönelik ilgi son yıllarda belirgin şekilde arttı. Bunun en önemli nedeni, mevzuat yükünün giderek daha görünür hale gelmesi ve sahada yaşanan sorunların artık klasör ve Excel düzeniyle kontrol edilemeyecek noktaya gelmesidir. Çok lokasyonlu çalışma biçimleri, taşeron yoğunluğu, üretim temposu, personel devri, denetim baskısı ve kurumsal hafıza kaybı; birçok işletmeyi İSG süreçlerini dijitalleştirmeye itiyor. Bu talep son derece doğal ve doğru bir yöndür. Çünkü İSG, “idare ederek” taşınabilecek bir alan değildir; sistem kurulması gerekir.
Ancak sahada başka bir gerçek daha görülür: Aynı yazılım, bir işletmede ciddi dönüşüm yaratırken başka bir işletmede sadece “ekran kullanımı” seviyesinde kalabiliyor. Yani iki firma da yazılım alıyor, iki firma da rapor alıyor, iki firma da belge üretiyor; ama biri sahada riskleri gerçekten azaltıyor, diğeri aynı sorunları yaşamaya devam ediyor. Bu fark çoğu zaman yazılımdan değil, kurumun yaklaşımından kaynaklanıyor.
Bu yazı, İSG’de yazılım yatırımının neden her kurumda aynı şekilde sonuç vermediğini; Türkiye’deki fiili uygulamalar ve çalışma kültürü üzerinden analiz eder. Aynı zamanda işletmelerin “yazılım aldık, tamamdır” yanılgısını nasıl aştığını ve hangi koşullarda dijital dönüşümün gerçek anlamda başladığını ortaya koyar.

Beklenti Yönetimi ve Karar Mekanizmaları

Türkiye’de kurumsal yazılım yatırımlarında sıkça yapılan bir hata vardır: Yazılımı, kurumun yerine iş yapacak bir araç gibi görmek. Oysa yazılım, kurumun karar ve takip mekanizmasını güçlendiren bir araçtır; kurumun yerine sorumluluk almaz. İSG’de bu hata daha büyüktür. Çünkü işletmelerin bir kısmı İSG’yi zaten dış hizmetle yürüttüğü için “bu işi OSGB yapıyor” algısına sahiptir. Bu algı, yazılım yatırımının da yanlış beklentiyle başlamasına neden olur. Bazı işletmeler yazılımdan şunu bekler: “Evrakları otomatik üretsin, denetimde sunalım, süreç kapanmış olsun.” Bu beklenti, İSG’nin doğasıyla çelişir. Çünkü İSG’de evrak üretmek sonuç değil, başlangıçtır. Sonuç, sahada riskin azalmasıdır.
İSG’de dijital dönüşümün başarısı, kurumun gerçeğiyle yüzleşme kapasitesine bağlıdır. Sahada en yaygın problem risklerin bilinmemesi değildir; risklerin bilindiği halde ertelenmesidir. İşletmeler, üretim temposu ve maliyet baskısı nedeniyle “şimdilik idare edelim” refleksine sıkça düşer. Bu refleks zamanla normalleşir. Bir süre sonra da kurum, aynı riskleri “olması gereken” gibi kabul eder. Bu kabulleniş, yazılımın değerini düşürür. Çünkü yazılım, riskleri görünür kılar. Görünürlük ise karar ve aksiyon ister. Eğer kurum aksiyon almak istemiyorsa, yazılım sadece “görünen ama değişmeyen” bir tablo üretir. Bu durumda yazılım başarısız değil; kurum dönüşüme hazır değildir.

Yönetim Katılımı ve Sahiplik

Türkiye’de başka bir kritik nokta da yönetim katılımıdır. İSG sistemi, sahada uzmanların veya birimlerin çabasıyla tek başına yürümez. İşverenin veya üst yönetimin sahaya etki eden kararları vermesi gerekir. Makine koruyucu yatırımını onaylamak, bakım süreçlerini düzenlemek, taşeron disiplinini kurmak, çalışma yöntemini değiştirmek, üretim planını güvenli hale getirmek… Bunlar uzman raporuyla başlar ama yönetim kararıyla sonuçlanır. Eğer yönetim bu sürecin parçası değilse, yazılımın takip mekanizması da bir noktadan sonra duvara çarpar. Türkiye’de pek çok işletmenin yazılımdan verim alamamasının temel nedeni budur: Yazılım “takip eder”, ama karar “çıkmaz”.
Bir diğer önemli başlık organizasyonel sahipliktir. İSG’de aksiyonların kime ait olduğunun netleşmesi gerekir. Türkiye’de en büyük sorunlardan biri, aksiyonların havada kalmasıdır. Uygunsuzluk görülür, raporlanır, fotoğraflanır; ama “kim kapatacak?” sorusu netleşmez. Netleşse bile kapanıp kapanmadığı izlenmez. Bu noktada İSG yazılımının gücü devreye girer: aksiyonu kişiye bağlar, tarih koyar, gecikmeyi görünür kılar, tekrarları yakalar. Ancak kurum içinde bu mekanizma “hesap soran” bir yapıya dönüşmezse, yazılımın gücü de boşa çıkar. İşte bu yüzden aynı yazılım farklı firmalarda farklı sonuç üretir.

Vitrin vs. Kontrol: Dönüşümün Kaderi

Türkiye’de yazılım yatırımıyla ilgili bir diğer pratik sorun da “minimum eforla maksimum görüntü” beklentisidir. Bazı kurumlar İSG’yi gerçekten iyileştirmek değil, dışarıya düzgün görünmek ister. Denetim psikolojisi burada tekrar devreye girer. Bu yaklaşımda yazılım, bir kontrol mekanizması değil, bir vitrin olur. Vitrin odaklı kullanım, kısa vadede rahatlatır; ama orta vadede ayn riskler büyüyerek geri döner. Çünkü risk vitrine bakmaz. İş kazası vitrine bakmaz. Mevzuat süreçleri ve adli süreçler vitrine bakmaz. Sahadaki gerçeklikle yüzleşmeyen her yapı, bir süre sonra maliyete dönüşür.
Bu nedenle İSG yazılımı yatırımı, sadece teknoloji değil bir yönetim kararıdır. Kurumun kültürü, sahaya bakışı, aksiyona yaklaşımı ve sorumluluğa verdiği değer bu yatırımın kaderini belirler. Türkiye’de bazı işletmeler bu dönüşüme hazırdır ve yazılımı gerçekten yönetim aracı gibi kullanır. Bazıları ise henüz “belge” aşamasındadır. Bu aşamada kurumun yazılımı “kullandık” demesi mümkündür ama “dönüştük” demesi mümkün değildir.

Sonuç: Gerçek Dönüşüm İçin Kontrol Gücü

Dönüşüm bir günde olmaz. İSG’de olgunlaşma, sahadaki alışkanlıkların zaman içinde değişmesiyle olur. Bu değişim de doğru yapı kurulduğunda hızlanır. Ama doğru yapı; doğru hedef, doğru sahiplik ve sürdürülebilir takip mekanizması gerektirir.
İSG’de yazılım yatırımı, her kurumda aynı şekilde sonuç vermeyebilir. Bunun nedeni yazılımın gücü değil; kurumun dönüşüm kapasitesidir. Yazılım, kurumun yerine risk yönetmez. Yazılım, kurumun risk yönetimini mümkün kılar. Gerçek değer, kurumun sahayı ve sorumluluğu sahiplenmesiyle ortaya çıkar.
EGEROBOT İSG-SİS® yaklaşımı bu nedenle sadece “bir yazılım kullanımı” olarak konumlanmaz; sürdürülebilir sistem kurulumunu esas alır. Risklerin aksiyona dönüşmesi, aksiyonların kapanması, gecikmelerin görünür olması, tekrarların yakalanması ve kurumsal hafızanın işletmenin içinde kalması hedeflenir. Böylece İSG; denetim gününe hazırlanmak için değil, yılın her günü çalışacak şekilde yönetilir.
Türkiye’de İSG’de gerçek dönüşüm isteyen kurumlar şunu bilir: mesele rapor almak değil, sahayı değiştirmektir. EGEROBOT İSG-SİS® tam da bu dönüşümü kurmak isteyen işletmeler için; teknoloji, metodoloji ve danışmanlığı bir araya getiren bir kontrol sistemidir. Amaç, işletmeyi yormak değil; işletmeye kontrol gücü kazandırmaktır. Kontrol gücü olan kurum ise yalnızca denetimde değil, her gün daha güvenli ve daha sürdürülebilir çalışır.

İSG-SİS® İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Sistemi

Makalede bahsi geçen dijital kontrol mekanizmalarını ve kurumsal dönüşümü projenizde hayata geçiren İSG-SİS® yazılımımızı inceleyin.

Hizmetimizi İncele

Bizimle İletişime Geçin

Kurumunuzda gerçek bir İSG yönetim sistemi ve kontrol altyapısı kurmak için profesyonel ekibimizden demo ve bilgi talep edebilirsiniz.

Demo ve İletişim