İSG’yi Sadece “Belge” Zanneden Yaklaşım Neden Sürdürülebilir Değil?

Türkiye’de İSG uygulamalarının belgeye indirgenmesinin yarattığı kontrol kaybı, normalleşen riskler ve sürdürülebilir bir güvenlik kültürü için sistem odaklı dönüşümün analizi.

E
EGEROBOT Ekibi
17 Kasım 2020
Yükleniyor...

İSG’yi Sadece “Belge” Zanneden Yaklaşım Neden Sürdürülebilir Değil?

İSG’yi Sadece “Belge” Zanneden Yaklaşım Neden Sürdürülebilir Değil?
İSG’yi Sadece “Belge” Zanneden Yaklaşım Neden Sürdürülebilir Değil?

Belge Odaklılık ve Yanıltıcı Güven

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarının en kritik kırılma noktalarından biri, İSG’nin işletmelerde nasıl konumlandırıldığıdır. İSG, bazı kurumlarda bir yönetim sistemi olarak ele alınır; sahadaki riskleri azaltan, davranışı dönüştüren ve kurumsal kontrol kapasitesini artıran bir yapı olarak görülür. Bazı kurumlarda ise İSG, “dosyası hazır olsun” yaklaşımıyla yürütülür. Yani İSG’nin varlığı, sahadaki güvenlik seviyesiyle değil; denetimde sunulacak belgelerle ölçülür.
Bu ikinci yaklaşım Türkiye’de oldukça yaygındır. Çünkü denetim kültürü belgeyi görünür kılar, sahadaki dönüşümü ise ölçmeyi zorlaştırır. Bu nedenle birçok işletme için “İSG var mı?” sorusunun cevabı “dosya var mı?” sorusuna dönüşür. Risk değerlendirmesi, eğitim formu, tatbikat raporu, kurul tutanağı, talimatlar… Bu belgelerin tamamı mevzuat açısından elbette gereklidir. Fakat belgelerin varlığı tek başına sistemin çalıştığı anlamına gelmez. İSG’nin gerçek hedefi kâğıt üretmek değil; risk yönetmekdir. Risk yönetimi yapılmadığında ise bir süre sonra “belge var ama kaza var” gerçeğiyle yüzleşilir.
Bu yazı, Türkiye’de İSG’nin “belge” olarak algılanmasının neden bu kadar yaygın olduğunu, bu algının işletmeye nasıl zarar verdiğini ve belgeyi sistemle tamamlayan kurumların neden daha güçlü hale geldiğini sahadaki gerçeklikle analiz eder.

Zorunluluk Refleksi ve Minimum Uyum

İSG’yi belge olarak görmek, çoğu zaman kötü niyetten kaynaklanmaz. Türkiye’de işletmelerin büyük bir bölümü yoğun rekabetin ve maliyet baskısının içinde ayakta kalmaya çalışır. Üretim hedefleri, termin baskısı, personel devir hızı, taşeron ilişkileri, bakım gecikmeleri ve günlük operasyonel koşuşturma içinde İSG; “yapılması gereken bir zorunluluk” olarak konumlanır. Zorunluluk olarak görülen her şeyde de doğal bir refleks oluşur: minimumu yapmak.
Minimumu yapmak, mevzuat açısından ilk bakışta belge üretmekle mümkündür. Çünkü belge, somut ve kolay denetlenebilir bir çıktıdır. Risk değerlendirmesi hazırlanır, eğitim imzaları alınır, tatbikat yapılır ve raporlanır. Bu süreçler dosya içinde düzenli görünür. Denetim de çoğu zaman belge üzerinden yürüdüğü için işletme şu hissi yaşar: “Sorun çıkmıyor, demek ki iyiyiz.” Oysa bu, İSG’nin en tehlikeli yanılsamasıdır.

Kurumsal Kontrol Kapasitesinin Zayıflaması

Bu yaklaşımın zararını sahada çok net görürüz. Çünkü İSG’nin amacı evrakı tamamlamak değil, sahadaki riski azaltmaktır. Sahada riskleri azaltmayan bir İSG yapısı, zaman içinde işletmenin “kurumsal kontrol kapasitesini” zayıflatır. İşletme riskleri bilir ama yönetemez. Uygunsuzluklar rapora girer ama kapanmaz. Aynı eksikler tekrar eder. Bu tekrarlar bir süre sonra normalleşir. Normalleşen risk de büyür.
Kaza gerçekleştiğinde ise belgelerin varlığı, işletmeye gerçek koruma sağlamaz. Çünkü değerlendirme mekanizmaları fiili duruma bakar: risk biliniyor muydu, önlem alınmış mıydı, kapanma takip edilmiş miydi, tekrar ediyor muydu? Türkiye’de bu sorun özellikle outsource İSG hizmetlerinde daha görünür hale gelir. OSGB hizmeti alan işletmelerin bir kısmı, İSG’yi “OSGB’nin işi” gibi görür. Uzman gelir, rapor yazar, evrakları hazırlar. İşletme de sürecin tamamlandığını sanır.

Davranış Kültürü ve Sistem İhtiyacı

Belge odaklı İSG’nin bir diğer problemi ise işletme içindeki davranış kültürünü dönüştürmemesidir. Eğitim verilir, imza alınır. Ancak davranış değişikliği takip edilmez. Oysa İSG’nin kalbi davranıştır. Kişisel koruyucu kullanımı, makine koruyucu alışkanlığı, kilitleme-etiketleme disiplini, yüksekte çalışma refleksi, taşeron kontrolü… Bunlar belgeyle değil, sistemle değişir. Sistem kurulmadığında çalışan davranışı “denetim günü iyi, denetim sonrası gevşek” şeklinde dalgalanır.
Türkiye’de İSG’nin belgeye sıkışmasının bir sebebi de “başarı kriterinin” yanlış tanımlanmasıdır. Birçok kurumda İSG’nin başarısı “denetimde ceza yememek” üzerinden ölçülür. Bu ölçüt, kısa vadeli rahatlık verir. Fakat uzun vadeli güvenlik üretmez. Gerçek başarı kriteri şudur: tekrar eden riskler azalıyor mu, aksiyonlar kapanıyor mu, kazalar azalıyor mu?

Sonuç: Belgeden Sisteme Dönüşüm

“Belge” elbette gereklidir ama yeterli değildir. Belge, sistemin kanıtıdır; sistemin kendisi değildir. Belgeler sistemle anlam kazanır. Risk değerlendirmesi, aksiyonlar kapanıyorsa değerlidir. Eğitim, sahada davranış değiştiriyorsa değerlidir. Tatbikat, kriz refleksi oluşturuyorsa değerlidir. Kurul tutanakları, kararların uygulaması takip ediliyorsa değerlidir.
Türkiye’de iyi işletmeler bu ayrımı net biçimde bilir. Belgeyi “olması gereken” olarak görür; asıl odağını kontrol mekanizmasına verir. Çünkü kontrol mekanizması, işletmenin İSG’yi yönetim sistemine dönüştürür. Yönetim sistemi olduğunda da İSG, işletmenin büyümesini engelleyen bir yük değil; sürdürülebilirliğini güçlendiren bir araç haline gelir.
EGEROBOT İSG-SİS® bu dönüşümün altyapısını sağlar. Belgeleri otomatikleştirmekten daha önemlisi, belgelerin arkasındaki kontrol sistemini kurar. OSGB hizmetini kurumsal hafızaya dönüştürür, aksiyonların sahada kapanmasını sağlar, yönetimi veriye dayalı karar almaya zorlar.

İSG-SİS® İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Sistemi

Belgelere sıkışmış İSG süreçlerinizi yaşayan bir kontrol sistemine dönüştürün. İSG-SİS® ile sahadaki riskleri gerçek zamanlı yönetin.

Hizmetimizi İncele

Bizimle İletişime Geçin

İşletmenizde belge odaklı değil, sonuç odaklı bir İSG yönetimi kurmak ve demo talebinde bulunmak için ekibimize ulaşabilirsiniz.

Demo ve İletişim