İSG’de “Kolay” Görünen Yazılımlar Neden Her Zaman Doğru Sonucu Üretmez?

Türkiye’de kurumsal yazılım dünyasındaki kolaylık vaadinin İSG süreçlerindeki gizli riskleri ve kontrol mekanizmalarının önemi üzerine bir analiz.

E
EGEROBOT Ekibi
17 Temmuz 2019
Yükleniyor...

İSG’de “Kolay” Görünen Yazılımlar Neden Her Zaman Doğru Sonucu Üretmez?

İSG’de “Kolay” Görünen Yazılımlar Neden Her Zaman Doğru Sonucu Üretmez?
İSG’de “Kolay” Görünen Yazılımlar Neden Her Zaman Doğru Sonucu Üretmez?

Giriş: Kolaylık Vaadi ve Gerçek İhtiyaçlar

Türkiye’de kurumsal yazılım dünyasında en çok karşılık bulan vaatlerin başında “kolaylık” gelir. Kolay kurulum, kolay kullanım, hızlı adaptasyon, herkesin anlayacağı ekranlar… Özellikle yoğun çalışan yöneticiler ve saha ekipleri için bu vaatler son derece caziptir. İSG gibi çoğu zaman “zaten yapılması gereken” bir zorunluluk alanında ise kolaylık söylemi daha da güçlü bir satış argümanına dönüşür. Çünkü işletmelerin önemli bir kısmı, İSG süreçlerinin üretim temposunu yavaşlatmasını istemez; mümkünse minimum eforla uyum sağlamak ister.
Fakat sahada ve mevzuat pratiğinde yıllar içinde net biçimde görülen bir gerçek var: İSG’de “kolay” görünen çözümler her zaman doğru sonucu üretmez. Hatta bazı durumlarda kolaylık vaadi, sistemin asıl ihtiyacını yani kontrol ve izlenebilirliği zayıflatarak, işletmeyi farkında olmadan daha büyük bir riske doğru taşıyabilir. Bu nedenle İSG’de yazılım seçimi yapılırken “kullanımı kolay mı?” sorusu elbette önemlidir, ancak tek başına belirleyici olmamalıdır. Asıl soru şudur: Bu yazılım, işletmenin risklerini gerçekten yönetmesini sağlayacak bir kontrol altyapısı kuruyor mu?
Bu yazı, Türkiye’de İSG’nin neden çoğu zaman “idare ederek” yürütüldüğünü; kolaylık vaadinin bu idare kültürünü nasıl besleyebildiğini ve sürdürülebilir güvenlik için yazılımdan beklenen temel kriterin ne olması gerektiğini analiz eder.

Belge Odaklılık ve Davranış Kontrolü

İSG’nin doğası, başka alanlardan farklıdır. Finans yazılımında hata çıkarsa para kaybedersiniz; kalite yazılımında hata çıkarsa müşteri kaybedersiniz; İSG’de hata çıkarsa insan kaybedebilirsiniz. Bu sert gerçek, İSG süreçlerinin sadece dokümantasyon değil, aynı zamanda davranış ve süreç kontrolü olduğunu gösterir. Türkiye pratiğinde ise İSG çoğu zaman davranış kontrolü yerine belge yönetimi olarak yürütülür. Risk değerlendirmesi yapılır, eğitimler planlanır, tatbikatlar kayıt altına alınır; fakat sahada aynı riskler tekrar eder. Kaza istatistiklerinin, yıllardır aynı tip olaylar etrafında dönmesinin nedeni de budur.
Bu noktada kolaylık vaadi devreye girer. Bazı yazılımlar, kullanıcıyı yormamak için süreci aşırı sadeleştirir. Sorular azaltılır, zorunlu alanlar kaldırılır, takip mekanizması gevşetilir. Sonuçta kullanıcı hızlı ilerler, sistem “rahat” gelir. Ancak bu rahatlık çoğu zaman şunu beraberinde getirir: sistem kurulmuyor, sadece kayıt tutuluyor. Kayıt tutmak, İSG’de gereklidir ama yeterli değildir. Çünkü kayıt, geçmişi gösterir; kontrol ise geleceği yönetir.
Türkiye’de bir işletmenin riskleri yönetebilmesi için en kritik ihtiyaçlardan biri tekrarların görünür hale gelmesidir. Aynı bölümde aynı uygunsuzluğun tekrar tekrar yaşanması, aynı ekipmanın aynı şekilde arıza vermesi veya aynı davranışın sürekli ihlal edilmesi; sistemin aslında nerede çalışmadığını gösteren en değerli sinyallerdir. Kolaylık iddiasıyla tasarlanan bazı sistemler ise bu tekrarların takibini ikinci plana iter. Oysa işletme için en pahalı şey tekil hata değil, tekrar eden hatadır. Çünkü tekrar eden risk, zamanla olağanlaşır ve kaza ihtimali artar.

Sorumluluk Atama ve Hukuki İzlenebilirlik

İSG yazılımı seçerken kritik kriterlerden biri de sorumluluğun netleşmesidir. Türkiye’de sahada en büyük problem, “herkesin bildiği ama kimsenin sahiplenmediği” aksiyonlardır. Bir uygunsuzluk tespit edilir, rapora yazılır, belki fotoğrafı çekilir. Sonra kapanmaz. Bir ay sonra tekrar yazılır. Bu döngü yıllarca devam eder. Aslında burada sorun uygunsuzluğun tespiti değil; aksiyonların kimin üzerinde olduğunun netleşmemesidir. İşte yazılım bu noktada gerçek değer üretir: Sorumluluk atar, son tarih verir, gecikmeyi görünür kılar, yönetim ekranına taşır. Bu kontrol mekanizması yoksa, kolay kullanım bir avantaj değil, sürdürülebilirliği bozan bir zaaf olur.
Çalışma hukuku boyutunda da benzer bir gerçek vardır. Türkiye’de bir iş kazası olduğunda yalnızca “belge var mı?” sorulmaz; süreçte kontrol mekanizmasının olup olmadığına bakılır. Risk biliniyor muydu, bildirildi mi, aksiyon alındı mı, tekrar etti mi, yönetim takip etti mi? Bu soruların cevapları, işletmenin hukuki pozisyonunu ciddi biçimde etkiler. Bu nedenle İSG yazılımının “kolay” olması değil, izlenebilir ve kanıt üretebilir bir sistem kurması önemlidir. Çünkü İSG’de sistem çalışıyorsa, bunu yalnızca denetim günü değil; yılın her günü gösterebilmek gerekir.

OSGB Modeli Kontrol Mekanizmaları

Türkiye’de OSGB modeli de bu tabloyu etkiler. Birçok işletme İSG’yi dış hizmetle yürüttüğü için içeride sistem kurma refleksi zayıflar. “Uzman geliyor, rapor yazıyor, evrak tamam” algısı baskındır. Ancak OSGB raporlarının işletmeye gerçek faydası, aksiyonların kapanmasına bağlıdır. Aksiyon kapanmıyorsa rapor yalnızca arşiv olur. Dolayısıyla yazılım, OSGB’nin işini kolaylaştıran bir ekran değil; işverenin sahada kontrol kurmasını sağlayan bir yapı olmalıdır. Bu yapı kurulduğunda OSGB de daha verimli çalışır, çünkü rapor aksiyona dönüşür.

Sonuç: Doğru Karar, Gerçek Kontrol

İSG’de “kolay” görünen yazılımlar, bazı işletmeler için kısa vadede rahatlık sağlayabilir. Ancak sahadaki gerçeklik şunu göstermektedir: İSG, yalnızca rahatlıkla yönetilebilecek bir alan değildir. İSG, disiplin ve kontrol ister. Bu nedenle doğru yazılım seçimi, kullanım kolaylığından önce sistem kurma kapasitesi üzerinden değerlendirilmelidir. Kullanım kolaylığı elbette önemlidir, fakat sistemin kontrol kabiliyetini zayıflatmadan sağlanmalıdır.
EGEROBOT’un yaklaşımı da tam bu noktada şekillenir. Amaç kullanıcıyı yormak değil, işletmenin risklerini yönetilebilir hale getirmektir. Risklerin tekrarını görünür kılan, aksiyonları izleyen, gecikmeleri yönetim ekranına taşıyan, kurumsal hafıza oluşturan ve mevzuatın sahadaki karşılığını canlı tutan bir yapı kurmak hedeflenir. Böyle bir sistem kurulduğunda İSG, denetimden denetime hatırlanan bir zorunluluk olmaktan çıkar; işletmenin sürdürülebilirliğini güçlendiren bir yönetim disiplinine dönüşür.
Türkiye’de İSG’nin en büyük ihtiyacı, “idare ederek” yürütülen alışkanlıkların yerini ölçülebilir ve izlenebilir bir sisteme bırakmasıdır. Bu geçişi sağlayacak olan şey sadece belge değil; kontrol altyapısıdır. EGEROBOT İSG-SİS®, bu altyapıyı kurmak ve işletmenin gerçek risk yönetimini güçlendirmek için vardır.

İSG-SİS® İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Sistemi

Makalede bahsi geçen kontrol mekanizmalarını ve izlenebilirliği sağlayan İSG-SİS® yazılımımızla gerçek bir sistem kurun.

Hizmetimizi İncele

Bizimle İletişime Geçin

İşletmenizde 'idare etmeyi' bırakıp profesyonel bir kontrol sistemi kurmak için ekibimizden demo talep edebilirsiniz.

Demo ve İletişim