Denetimde Neden Herkes “İdare Eder” Oynar?

Türkiye’deki denetim psikolojisinin sahadaki gerçek riskleri nasıl makyajladığını, 'belge varsa güvenlik vardır' yanılsamasını ve idare etme kültürünün maliyetlerini analiz eden bir inceleme.

E
EGEROBOT Ekibi
17 Eylül 2020
Yükleniyor...

Denetimde Neden Herkes “İdare Eder” Oynar?

Denetimde Neden Herkes “İdare Eder” Oynar?
Denetimde Neden Herkes “İdare Eder” Oynar?

Bir Kültür Olarak "İdare Eder"

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği sahasında en çok tekrarlanan kelimelerden biri “idare eder”dir. Bir makinenin koruyucusu eksik olsa da idare eder. Bir bölümde işaretleme yetersiz olsa da idare eder. Risk değerlendirmesindeki aksiyonlar kapanmasa da idare eder. Eğitimler kağıt üzerinde tamamlanmış görünse de idare eder. Taşeronların giriş prosedürü zayıf olsa da idare eder. Bu ifade, çoğu zaman bir cümleden ibaret değildir; bir kültürdür. İşletmenin içinde yerleşen bir yönetim refleksidir.
Bu kültür en görünür halini denetim dönemlerinde alır. Denetim yaklaştığında herkes aynı role girer: eksikleri geçici şekilde düzeltmek, evrakları tamamlamak, rafları düzenlemek, imzaları tamamlamak ve sahadaki gerçeklik ile denetim günü görünen tablo arasında bir “makyaj” yapmak. Denetim geçince de rahatlama gelir ve hayat eski haline döner. Yani sistemin hedefi, risk yönetmek değil, sorun çıkarmamaktır. Türkiye’de İSG’nin kağıt üzerinde yürümesinin temel nedeni de tam burada saklıdır.
Bu yazı, Türkiye’de denetim dönemlerinde neden “idare eder” kültürünün yükseldiğini; bunun hangi psikolojik, ekonomik ve yapısal nedenlerle beslendiğini; işletmelere nasıl görünmez ama ağır maliyet ürettiğini ve bu döngünün nasıl kırılabileceğini analiz eder.

Cezadan Kaçınma vs. Kazayı Önleme

Türkiye’de denetim, çoğu işletme için “sistemi test eden” bir mekanizma gibi değil, “cezadan kaçınma” anı gibi algılanır. Bu algı, İSG’nin amacıyla çelişir. Çünkü İSG’nin amacı ceza yememek değil, kazayı önlemektir. Fakat sahada denetim yaklaşırken işletmelerin refleksi şudur: “Ne sorulacaksa hazırlayalım.” Bu yaklaşımın doğal sonucu, İSG’nin sistem olmaktan çıkıp evrak yarışına dönüşmesidir.
Denetimde “idare eder” oyununu besleyen en önemli etken, Türkiye’de denetimin genellikle belge odaklı yürütülmesidir. Elbette sahada fiziksel kontroller yapılır, uygunsuzluklar görülür. Ancak işletmeler şunu bilir: denetimde öncelikle dokümanlar sorulur. Risk değerlendirmesi var mı? Eğitim kayıtları var mı? Acil durum planı var mı? Kurul tutanakları var mı? Talimatlar asılı mı? Bu soruların ağırlığı arttıkça işletme, sahadaki riski azaltmak yerine belgeyi tamamlamaya yönelir. Çünkü denetimde görünen başarı ölçütü budur.
Oysa bu durum, İSG’nin en tehlikeli yanılsamasını üretir: “Belge varsa güvenlik vardır.” Türkiye’de bu yanılsama çok güçlüdür. Hatta bazı işletmelerde güvenlik, fiziksel iyileştirmeden önce evrakla ölçülür. Bu nedenle denetim yaklaşınca gerçek sahadaki aksiyonlar değil, dosyaların düzeni öncelik haline gelir.

Zaman Baskısı ve Sahiplik Zafiyeti

Denetimde “idare eder” oynanmasının ikinci nedeni, zaman baskısı ve üretim gerçekliğidir. Türkiye’de üretim yapan işletmelerde en önemli cümle “iş yetişecek” cümlesidir. Bu baskı, denetim döneminde daha da artar. Çünkü hem üretim sürecek hem denetim hazırlığı yapılacaktır. Eksiklerin gerçekten giderilmesi ise zaman alır. Bazen yatırım ister, bazen üretimi durdurmayı gerektirir. İşletme bu noktada kısa yolu seçer: geçici çözüm. Geçici çözüm, idare eder.
Üçüncü neden, işletmenin organizasyonel sorumluluk zincirinin zayıf olmasıdır. Denetim yaklaşınca herkes koşturur ama aslında kimse tam sorumlu değildir. Bu nedenle denetim hazırlığı bir “toparlanma” sürecine dönüşür. Toparlanma ise düzen değil, görüntü üretir. Sistem olsa denetime hazırlık diye ayrı bir dönem olmazdı. Denetim günü ile sıradan gün arasında fark olmazdı.
Dördüncü sebep, OSGB modelinin pratik sınırlılıklarıdır. Outsource İSG hizmetinde uzman sahaya gelir, tespit yapar, raporlar. Ancak raporların kapanması işletmenin iç mekanizmasına bağlıdır. Türkiye’de pek çok işletme OSGB’yi “yükümlülük çözücü” gibi gördüğü için içerde sahiplik oluşmaz. Böyle olunca raporlarda yazan uygunsuzluklar kapanmaz, birikir. Denetim yaklaşınca birikmiş eksikler görünür hale gelir. Birikmiş eksikleri kalıcı şekilde çözmek için zaman yoktur. O zaman kısa yol seçilir: idare eder.

Görünmez Maliyet ve Öğrenmeme Bedeli

Denetimde “idare eder” oyununun en tehlikeli sonucu şudur: riskler çözülmez, sadece ertelenir. Ertelenen risk ise büyür. Bugün idare ettiğiniz bir uygunsuzluk yarın kaza üretir. Kaza olduğunda ise “denetimde geçmiştik” cümlesi işletmeyi kurtarmaz. Çünkü denetim, o günün fotoğrafıdır. Kaza ise fiili durumun sonucudur. Bu nedenle denetimde idare etmek, işletmeye kısa vadeli rahatlık sağlar ama orta vadede maliyet üretir.
Türkiye’de bu maliyetin en ağır kısmı da “öğrenmeme maliyeti”dir. İşletme her denetimde aynı eksikleri tekrar yaşıyorsa, bu işletmenin sistem kurmadığını gösterir. Sistem kurulmadığı için aynı aksiyonlar tekrar tekrar konuşulur. Bu tekrarlar, zaman ve enerji kaybıdır. İSG’nin verimsizleştiği nokta tam burasıdır: tekrar eden eksikler artık normalleşir. Normalleşen eksik ise kazaya zemin hazırlar.

Sonuç: "İdare Eder"den "Kontrol Var"a Geçiş

Türkiye’de denetimde herkesin “idare eder” oynamasının nedeni, İSG’nin amaç değil araç olarak görülmesidir. Denetim, sistemin test edildiği gün değil; ceza yememek için hazırlık yapılan gün haline geldiğinde İSG belgeye sıkışır. Belgeye sıkışan İSG ise sahada risk azaltmaz. Risk azalmazsa idare kültürü büyür. İdare kültürü büyüdükçe riskler ertelenir, ertelenen riskler maliyete dönüşür.
Bu döngüyü kırmanın yolu, denetimi hedef olmaktan çıkarmaktır. Hedef; risklerin kapanması, tekrarların azalması, aksiyonların zamanında tamamlanması ve yönetimin sahayı veriye dayalı izlemesidir. Bu ise ancak sistemle mümkün olur. Sistem, “denetime hazırlık” dönemini ortadan kaldırır; çünkü her gün denetim standardında çalışmayı mümkün kılar.
EGEROBOT İSG-SİS® bu noktada işletmeye gerçek bir kontrol omurgası sağlar. Uygunsuzlukları aksiyonlara bağlar, sorumlulukları netleştirir, kapanma doğrulamasını kurar ve tekrar eden riskleri görünür hale getirir. Böylece işletme, denetim dönemlerinde panikle toparlanan değil; denetimden bağımsız disiplinle çalışan bir yapıya dönüşür. Türkiye’de gerçek İSG dönüşümü de tam olarak budur: “idare eder” yerine “kontrol var” diyebilmek.

İSG-SİS® İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Sistemi

Denetim hazırlığı stresini geride bırakın. İSG-SİS® ile süreçlerinizi denetim standartlarında sürekli yöneten bir sisteme sahip olun.

Hizmetimizi İncele

Bizimle İletişime Geçin

İşletmenizde 'idare eder' kültürünü kırıp gerçek kontrol mekanizmaları kurmak için ekibimizden demo talep edebilirsiniz.

Demo ve İletişim